Yenilenen Bir Kahraman İmajı: Elvis Presley

Geçmişi keşfetmenin ucu bucağı yoktur. Bu bağlamda insanoğlunun içinde barındırdığı merak girdabının tetiklemesiyle tarih ve beyaz perde arasındaki bağlantı üçüncü bir kol olarak müziği de içine alabilmektedir. Biyografik filmlerde geçmiş yıllara duyulan ilginin son dönemlerde müzik kariyeriyle ön plana çıkmış adların hayatlarının aktarıldığı filmlere de taşındığı gözükmekte. Yabancı filmler özelinde 2018’de “Leto” ve “Bohemian Rhapsody”, 2019’da “Rocketman”, 2021’de “Toma” dikkat çeken yapımlardı. Devletimizde de son yıllarda “Müslüm”, “Dilberay” ve son olarak “Bergen” filmleri ile müzisyenlerin inişli – çıkışlı hayatları aktarılmaya çalışılırken bir taraftan da görüntü özelinde ölümsüzleştirme sürdürülmektedir.
“Elvis” filmi son yıllarda sürdürülen müzik – yaşam öyküsü filmlerinin gösterime giren son örneklerinden oldu. 1950’lerin aktarımı, ABD’nın şov dünyası imajı, konserler ile müzikal bir doyumun sunulmasının yanında Elvis’in fazlaca boyutlu yaşamının kırılma anları, müziğinin gelişimi ve seneler içinde kendi alanında önde gelen adlardan birine dönüşmesinin aktarılmasının yanında Tom Hanks’in canlandırdığı ve Elvis Presley’in menajeri olan Albay Tom Parker ile Elvis Presley arasındaki sıkıntılı ilişki filmimizde oldukça güzel işlenmiş.Film, sanatçının bireysel kariyerini anlatmasının yanında devrin siyasal iklimini de aktarıyor. Soğuk Cenk, Vietnam Savaşı, Martin Luther King ve Kennedy suikastı filmin içinde değinilen mevzu başlıkları içinde.
Peki, Elvis Presley kimdir? Bu probleminin cevabı kariyerinin başlangıcında “Hillbilly Cat” olurken sonrasında “Rock’n Roll’un Kralı” olarak değişmişti. Takvimleri daha da geriye alırsak İkinci Dünya Savaşı yıllarının getirmiş olduğu bunalım devamında bastırılmış duyguların ABD’da dışavurumunu meydana getirdi. Cemiyet savaşın peşinden eğlenceye ve kültürel aktivitelere daha fazlaca vakit ayırmaya başladı. Soğuk Cenk sürecinin başladığı iki kutuplu yıllarda da ABD sınırsız fırsatlar yaratıp toplumun eğlence kültürüne odaklanmasına öncülük etmeye başladı. Tarihçi William Leuchtenburg, buhranlı yılların devamında meydana gelen eğlence kültürünün yarattığı sınırsızlığın içinde Elvis Presley’i “tüketici kültürü kahramanı” olarak değerlendirdi. İki savaşın içinde doğan Elvis Presley hemen hemen şöhrete kavuşmadan evvel idealleri olan ve kendini kanıtlama etmeye çalışan bir gençti.
Elvis Presley Ocak 1935’te Mississippi’de mütevazı bir ailenin evladı olarak dünyaya geldi. İkiz kardeşinin doğum esnasında vefat etmesi sebebiyle denetimli ve korunaklı bir çocukluk geçirdi. Ufak yaşlarda kamyon şoförü olan babasının borç yüzünden hapse girmesi onu daha da içine kapanık bir hale getirmişti. Okulda averaj bir öğrenciydi. Utangaç, sessiz ve özgüven eksikliğiyle büyüyen Elvis için okul yıllarında arkadaşlarının zorbalıklarının da eklenmesiyle yaşam daha da zorlaşmıştı. 10 yaşlarında ilk kez kalabalıkların önünde şarkı söylemiş oldu. Arkasından da kendine bir gitar aldı. Gitar almasında ona genç bir papaz ve akrabaları yardım etmişti. Gitar ve müzik Elvis’e kendi kabuğundan sıyrılma fırsatı veriyordu. Üstüne bir etiket şeklinde yapışmış her yargıdan gitarının tellerine dokunduğunda uzaklaşmaya başlıyordu.
Lise eğitiminin son iki senesinde Elvis Presley gelecekte kendi imajının mühim bir parçasına dönüşecek uzun favorilerini bırakmaya başlamıştı. Müzik onu değiştiriyor, dönüştürüyordu. Yaşamının bir ihtimal ilk kırılma anını Nisan 1953’te lise mezuniyetinde yaşadı. “Elvis Prestly” olarak yazılmış bir pankartın önünde okulun mezuniyet balosunda sahneye çıkarak Teresa Brewer’ın “Till I Waltz Again With You” şarkısını yorumladı.
Elvis Presley seneler sonrasında çocukluk ve gençlik yıllarını şu sözlerle özetliyordu: “Çocukken bir hayalperesttim. Çizgi roman okurdum ve çizgi romanın kahramanı olurdum. Filmler gördüm ve filmlerdeki kahraman bendim. Doğrusu kurduğum her rüya yüzlerce kez gerçek oldu… Oldukça erken yaşta öğrendiğimi söylemek isterim ki bir şarkı olmadan gün asla bitmez. Bir şarkı olmadan, bir insanın bir arkadaşı olmaz. Bir şarkı olmadan, yol asla bükülmez. Bu yüzden, bir müzikle uğraşmaya devam edeceğim.”
Elvis Presley müzikle yaşıyordu. Bu sebeple de müziğini ve kendini kanıtlama etmeliydi. Gelişim yıllarında Afro-Amerikan müzik kültürünü derinlemesine incelemeye, tarihini öğrenmeye ve müziklerinin kültürünü kendi müziğiyle bağdaştırmaya çalıştı. Öyleki ki Afro-Amerikalı sanatçıların giysilerini satın almış olduğu Lansky Brothers uğrak alışveriş yerine dönüşmüştü. B.B. King ve Roy Hamilton müziğinin gelişiminde onu en fazlaca etkileyen adlar olmuştu.
1977’de ölümüne kadar çocukluğunun buhranının, Amerikan eğlence kültürünün görüntü çalışmalarının, müziğinin oluşumundaki etkenlerin, eşinin, menajerinin ve merakının izlerini hayatında görmek hep mümkün oldu. Son şarkının çaldırmış olduğu anlarda bitkin müzisyen aramızdan ayrıldı. Ölümünden birkaç gün sonrasında Sovyetler Birliği’nde gerçekleşen bir yayında “harap” olarak tanımlandı. Sovyetler Birliği onu “Amerikan tüketici sisteminin acımasızca kurban etmiş olduğu bir ürün” olarak değerlendiriyordu. Elvis her ne kadar tüketim kültürü içinde kanalize edilmeye çalışılsa da yaratıcı ve özgür olunabileceğini kanıtladı. Elvis, Rock’n Roll’un global olarak ilgi görmesinin baş baş yapıcılarından biri oldu. Her ülke kısa vakit içinde onun yakaladığı saygınlık ve imajdan etkilenmişti. Hepsi kendi devletlerinde bir Elvis arıyordu. Uzun favoriler, heybetli giysiler ve dans figürleriyle kısa zamanda birçok Elvis benzeri müzisyen ortaya çıkmıştı. Elvis, meydana gelen imajın ikonu olmuştu.
Yönetmen Baz Luhrmann, 159 dakikalık gösterimde seyircilere bir Elvis kokteyli sunuyor. Bu karışımın içinde Elvis Presley’in müzikal performansları, yükselişi, yaşamının kırılma anları da dahil birçok mühim noktaya değinilmiş. Film her ne kadar uzun olsa da yakın dönemde genç kuşakların Elvis Presley’i merak etme, tanıma ve dinleme serüvenine öncülük edecektir. Beyazperdede yenilenen kahraman imajıyla Elvis Presley geçmiş yüzyılın günümüz kuşaklarına mühim bir sunumu olacak.
Müziğe, dansa ve Elvis’e…

Son Dakika Haberler